Mehmet İrfan GEDİK

Öğretim Görevlisi
Hibrid ve Elektrikli Taşıtlar Teknolojisi

Deneyim & Aktiviteler

Mehmet İrfan Gedik, Lisans eğitimini Niğde Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünde 2016 yılında tamamlamıştır. 2020 yılında Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Optik Mühendisliği Ana Bilim Dalı Tezli Yüksek Lisans Programı’nı “FPGA Tabanlı 3D Lazer Tarayıcı Tasarımı ve Gerçekleştirimi” adlı yüksek lisans tezi ile tamamlamış ve bu çalışma uluslararası konferansta sunulmuş ve tam metin bildiri olarak yayınlanmıştır. Temel ilgi alanları, optik tasarım, FPGA tabanlı sistemler, mikrodenetleyiciler, 3D tarama sistemleri, araç elektrik ve elektroniği.

Eğitim Bilgileri

Ünvanlar ve İş Deneyimleri

Röportaj

Üniversitemiz Meslek Yüksekokulu Hibrid ve Elektrikli Taşıtlar Teknolojisi Programında Öğretim Görevlisi görevinizle sizleri tanıyoruz. Ama sizi tanımayanlar için kendinizden kısaca bahseder misiniz?

Lisans eğitimimi Niğde Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliğinde tamamladım. Lisans eğitimimden sonra disiplinler arası çalışmalara/projelere daha yakın olabilmek için yüksek lisansımı faklı bir disiplinde tamamlamak amacındaydım. Yüksek lisans eğitimimi Cumhuriyet Üniversitesi Optik Mühendisliği anabilim dalında tamamladım. Yüksek lisans eğitimim boyunca optik, optik sistemler, lazerler ve optoelektronik aygıtlar ile ilgili kendimi geliştirme imkânı buldum. Ayrıca yüksek lisans bitirme tezi olarak sunmuş olduğum “FPGA tabanlı 3D lazer tarayıcı tasarımı ve gerçekleştirimi” isimli çalışmam TEKNO-024 proje numarası ile Cumhuriyet Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri (CÜBAP) birimi tarafından desteklenmiştir ve çalışmam uluslararası konferansta sunulmuş, tam metin bildiri olarak yayınlanmıştır. Doktora eğitimime şuan Gazi Üniversitesi İleri Teknolojiler anabilim dalında devam etmekteyim. Doktora tez konusu olarak “Donanım Tabanlı Sayısal Damgalama” ile ilgili çalışmalarım devam etmektedir. Nisan 2020 itibari ile de Üniversitemiz Hibrid ve Elektrikli Taşıtlar Teknolojisi programında Öğretim görevlisi olarak görev yapmaktayım. 2020-2021 Güz dönemi ile birlikte ilk öğrencileri kabul eden programımızda öğrencilerimizin, devre analizi, elektronik, batarya teknolojileri vb. konularında hem teorik hem de uygulamalı eğitimi etkin bir şekilde almalarına yardımcı olmaktayım.

Sizce üniversitemizde verilen mesleki eğitiminin en önemli farkları nelerdir?

OSTİM Teknik Üniversitesi kuruluşundan itibaren Sanayi Dünyasının Üniversitesi olma misyonu ile ön plana çıkmaktadır. OSTİM sanayi havzasında üniversitemize destek veren her bir firma bu misyonun bir parçası olarak üniversitemize değer katmaktadır.

Üniversitemiz yenilikçi ders müfredatı ile öğrencilerimizin hem teorik hem de uygulamalı eğitimlerde yetkin bir seviyeye ulaşmalarını amaçlamaktadır. Aynı zamanda, çalışma alanlarında uzman ve heyecanlı akademik ve idari personeli ile öğrencilerimizin teknolojinin gelişen değerlerine hızlı ve verimli bir şekilde ulaşmalarına yardımcı olmaktadır.

Mesleki eğitimde sahada da var olmanın katkılarından kısaca bahsedebilir misiniz?

Eğitim sistemi, içinde bulunduğumuz ulusal ve uluslararası şartlar doğrultusunda, kişilerin sahip olmak istedikleri meslek ile ilgili bilgi, beceri ve niteliklerin yükselen düzeyini yakalayacak şekilde eğitim vermelidir. Aksi halde karşılaştığı problemleri analiz edip çözümleyecek bilgi ve beceriden yoksun kişilerle, kalite, verimlilik ve etkinliği yakalamak mümkün değildir. Öyleyse sorun çözücü bilgili ve becerikli kişilerin yetişmesi için kaliteli eğitime etki eden unsurlara dikkat edilmelidir. Kaliteli eğitimde etkili unsurlardan en önemlisi saha uygulamasıdır.

Öğrenilen teorik bilgiler uygulama sahasına geçirilemediği takdirde öğrenci beceri kazanamaz ve öğrendiğini bir üst seviyeye çıkarma imkânı bulamaz. Bilhassa meslek eğitiminde öğrenilenlerin pratik sahada uygulanması gereklidir. Bu bağlamda, eğitim kurumlarında öğretilenin laboratuvarlarda ve işyerlerinde öğrenciye tatbik ettirilmelidir.

Hayata geçirmeyi planladığınız ya da üzerinde çalıştığınız projelerinizi bizlerle paylaşır mısınız?

Disiplinler arası çalışmalara/projelere önem veren birisi olarak hem kendi alanımda hem de faklı alanlarda çalışmalar yürütmekteyim. Doktora tez projem olan dayanıklı sayısal damgalama yöntemlerini donanım üzerinde gerçekleştirmek için çalışmalarıma devam etmekteyim. Dijital teknolojinin gelişmesiyle dijital ürünlerin kullanımı oldukça artmıştır ve video dosyaları, ses dosyaları ve resim gibi multimedya içerikleri çok kolay bir şekilde oluşturulabilir, iletilebilir, çoğaltılabilir ve değiştirilebilir hale gelmiştir. Fakat bu kolaylık sayısal ürününün içeriğinin değiştirilmesi gibi sorunlara neden olmuştur. Bu durum özellikle kritik sayısal ürünlerde çok ciddi sorunlara neden olmaktadır. Araştırmacıların çoğu telif hakları, görüntünün içeriğinin korunması ve sahiplik ispatı gibi sorunların farkındadır. Bu sorunu gidermek için kullanılan yöntemlerden biri de sayısal damgalamadır. Bu yöntem, sayısal verinin içine fark edilmeyecek şekilde bilgi yerleştirilmesi temeline dayanmaktadır ve gizli bilgi yerleştirilmiş olan dosyaya bakanlar, bilginin varlığından habersizdirler.

Diğer bir çalışmada, iyonize radyasyonun algılanabilmesi için bir cihaz tasarımının yapılması hedeflenmektedir. Radyoaktif malzemelerin doğru tespiti ve takibi, dünya çapında geçerli bir güvenlik önlemidir. Özellikle Fukuşima nükleer felaketinden sonra, insanlar radyasyona maruz kalma konusunda endişelenmişlerdir. Ayrıca, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumuna (IAEA), kritik radyasyona maruz kalma tehlikesini gösteren yaklaşık 2500 olay bildirilmiştir. Bu nedenle, radyoaktif materyallerin herhangi bir olay meydana gelmeden önce güvenli bir şekilde tespit edilmesi ve uzaklaştırılması çok önemlidir. İyonize radyasyonun tespiti için sintilatör tabanlı cihaz tasarımı planlanmaktadır. Proje, Tübitak 1512 Teknogirişim Sermaye Desteği programı kapsamında, Tübitak tarafından belirlenen uygulayıcı bir kuruluş vasıtası ile geliştirilme aşamasındadır. Proje destek almaya uygun görüldüğü takdirde ülkemize yerli imkânlar ile tasarlanmış, yüksek kuantum verimine sahip bir cihaz kazandırılması amaçlanmaktadır.

Hibrid ve Elektrikli Taşıtlar Teknolojisi Programı veya Meslek Yüksekokulu programlarımızda okumak isteyen öğrencilere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

Hibrid ve Elektrikli Taşıtlar Teknolojisi Programı ülkemizin ihtiyacı olan teknik elemanları hem teorik hem de uygulama altyapısı ile yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin (ÖSYM) Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu’nda yeni nesil bölümler de yer almaktadır. Geleceğin meslekleri olarak belirtilen programlardan en önemlilerinden biri de Hibrid ve Elektrikli Taşıtlar Teknolojisi programıdır.

Otomotiv sektörü özellikle son yıllarda ihracat sektörü konumundadır ve yaklaşık yarım milyon kişiye iş imkânı sağlamaktadır. Bütün bunların yanındaysa global değişimlere ayak uydurmaya çalışıyor; alternatif enerjili araçlar, emisyon, yakıt tasarrufu, otonom araçlar gibi konularda ciddi araştırma ve yatırımlar yapılıyor. Sonuç olarak da önümüzdeki yıllar içerisinde bu sektörde önemli bir büyüme öngörülüyor.

PwC (PricewaterhouseCoopers)’nin, “Otomotiv Sektörünü Dönüştüren Beş Trend” adlı çalışmasına göre geleceğin otomobilleri elektrikli, otonom, paylaşımlı ve bağlantılı olacak. Bunların yanı sıra otomobiller sürekli güncellenme özelliğine de sahip olacak. Hibrid ve Elektrikli Taşıtlar Teknolojisi programını tercih etmek isteyen öğrencilerimiz otomotiv sektörünün gelişen trendlerine karşı uyum sağlamayı amaçlıyorlarsa, programımız ders müfredatı ile amaçlarına ulaşabileceklerdir.

Dünyada hibrid ve elektrikli taşıtlara olan ilgi giderek artıyor. Hibrid ve elektrikli taşıtlar sizce fosil yakıtlı araçların yerini tamamen alabilir mi? Bu bölümden mezun olacak öğrencilerin yapacağı meslekler geleceğin mesleklerinden diyebilir miyiz?

Yakıt tüketimini azaltmak ve çevreyi korumak, hibrid ve elektrikli otomobillerin asıl amacı olarak görülebilir. Özellikle Avrupa ülkelerinin geliştirdiği emisyon kuralları nedeniyle otomobillerin daha az karbon ayak izine sahip olması gerekiyor. Bu nedenle otomobil üreticileri ya düşük hacimli motorlar, gaz salınımı dolayısıyla karbon ayak izini düşürecek filtrelere sahip otomobiller ya da içten yanmalı motora sahip olmayan elektrikli otomobiller üretiyor. Araştırma ve geliştirme masraflarının yüksek olması, emisyon değerlerinin giderek aşağı çekilmesi ve kullanıcıların daha güçlü otomobiller istemesi gibi nedenlerle son yıllarda hibrid otomobillerin üretimine hız veriliyor.

Dahası, batarya teknolojilerindeki hızlı gelişmeler elektrikli otomobillerin pazarda yer almasında etkili olmuştur. Elektrikli otomobil, “bir veya daha fazla elektrik motoru kullanarak, bataryalardan ve diğer enerji depolama cihazlarında depoladığı elektriği kullanarak hareketini başlatan ve sürdüren otomobil” olarak tanımlanıyor. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’nın (IRENA) raporuna göre, dünyada 2019 sonu itibarıyla 8 milyon elektrikli araç bulunuyor. Dünya genelinde elektrikli araç sayısının 2050 yılına kadar 1 milyar 100 milyona ulaşması bekleniyor. Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından tasarlanan ve Türkiye’de üretilecek elektrikli otomobil ile birlikte ülkemizin de pazarda önemli bir role sahip olması amaçlanmaktadır.

Sizin yer vermemizi istediğiniz, sizin çalışmalarınıza dair eklemek istediğiniz diğer bilgiler nelerdir?

Hibrid ve Elektrikli Taşıtlar Teknolojisi programı geleceğin araç teknolojisinin gelişimine katkıda bulunacağına inandığımız öğrencilerin yetiştirilmesini amaçlamaktadır. Bu bağlamda, araç elektrik elektroniği, içten yanmalı motorlar, elektrik motor ve sürücüleri gibi temel derslerin yanında batarya teknolojileri, programlama ve algoritmalar, haberleşme protokolleri gibi öğrencilerimize vizyon kazandıracak dersler müfredatımızda yer almaktadır.

Haftalık Ders Programı

YÖK Formatlı CV

Yayınlar