SÖMÜRGE VE İNSANLIK SUÇLARI
OSTİMTECH’TE KONUŞULDU
Uluslararası Sömürge Suçları Konferansı 2026, Üniversitemizde 27-28 Nisan 2026 Tarihinde Gerçekleştirildi.
OSTİM Teknik Üniversitesi, her yıl düzenlediği ve geleneksel hale gelen Uluslararası Sömürge Suçları Konferansı kapsamında, küresel ölçekte insan hakları ihlalleri, sömürgecilik politikaları ve bunların günümüze yansımalarını ele almaya devam ediyor. Bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilecek olan Uluslararası Sömürge Suçları Konferansı 2026, 27-28 Nisan 2026 tarihlerinde Üniversitemizde düzenlendi.
Rektör Prof. Dr. Murat Yülek: “Sömürgecilik yalnızca geçmişin değil, bugünün de hakikatidir.”
Üniversitemiz tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Uluslararası Sömürge Suçları Konferansı 2026, 27 Nisan 2026 tarihinde akademisyenleri, diplomatları, araştırmacıları ve öğrencileri bir araya getirerek uluslararası ölçekte önemli bir düşünce platformuna dönüştü. “Sömürge ve İnsan Hakları” ana temasıyla gerçekleştirilen konferansta, tarihsel sömürgecilik uygulamalarından günümüz küresel güç ilişkilerine uzanan çok boyutlu meseleler kapsamlı biçimde ele alındı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan konferansın açılışında konuşan Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Murat Yülek, sömürgeciliğin yalnızca tarih kitaplarında kalmış bir geçmiş olmadığını; biçim değiştirerek ekonomik, kültürel ve siyasal araçlarla günümüzde de sürdüğünü vurguladı.
Rektör Yülek konuşmasında, konferansın yalnızca akademik bir toplantı değil, aynı zamanda vicdani ve entelektüel bir sorumluluğun ifadesi olduğunu belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:
“2024 yılında başlattığımız bu konferans etrafında her yıl yeniden bir araya gelmek, bize yalnızca bilimsel bir tartışma zemini değil; insanlık adına hafızayı diri tutma sorumluluğu da yüklemektedir. Sömürgeciliği yalnızca geçmişte yaşanmış tarihsel bir dönem olarak okumak eksik kalacaktır. Çünkü bu yapı, bugün farklı araçlarla, farklı söylemlerle ve farklı güç mekanizmalarıyla yaşamaya devam etmektedir.”
Konuşmasında modern dünyanın şekillenmesinde sömürgecilik çağının belirleyici rolüne dikkat çeken Yülek, Avrupa merkezli yayılmacı politikaların ve sonrasında büyük güçlerin müdahaleci stratejilerinin, yalnızca ekonomik eşitsizlikler üretmediğini; toplumların hafızasında derin yaralar açtığını ifade etti.
Amerika kıtasında yerli halkların maruz kaldığı sistematik yok oluşlardan Hint alt kıtasındaki sömürge politikalarına, Afrika’daki kaynak sömürüsünden Asya’daki kültürel yıkımlara kadar birçok tarihsel örneği hatırlatan Yülek, sömürgeciliğin yalnızca toprakların işgaliyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda dillerin, kimliklerin ve zihinlerin de kuşatılması anlamına geldiğini vurguladı.
Rektör Yülek, konuşmasında özellikle “kolonyalizm”, “müstemleke” ve “isti’mâr” kavramları üzerinden sömürgeciliğin yalnızca siyasi ve ekonomik değil, kavramsal düzeyde de nasıl meşrulaştırıldığını irdeleyerek şu ifadeleri kullandı:
“Bu kavramlar bize göstermektedir ki sömürgecilik yalnızca coğrafyaları değil, düşünme biçimlerini de şekillendirmiştir. Bu nedenle sömürgecilik meselesi sadece tarihçilerin değil; hukukçuların, siyaset bilimcilerin, ekonomistlerin ve vicdan sahibi herkesin ortak meselesidir.”
Konuşmasının devamında “neo-sömürgecilik” olgusuna dikkat çeken Yülek, günümüzde ekonomik bağımlılık ilişkileri, uluslararası müdahaleler, kaynak kontrolü, medya ve algı mekanizmaları üzerinden yeni sömürü biçimlerinin ortaya çıktığını belirterek, üniversitelerin bu meseleleri bilimsel zeminde tartışmasının kritik önem taşıdığını vurguladı.
“Bugün bizlere düşen görev, geçmişin acılarını yalnızca anmak değil; o acılardan hareketle daha adil bir gelecek kurma sorumluluğu üstlenmektir. Bu konferansın amacı da tam olarak budur: Unutulanı hatırlatmak, görünmeyeni görünür kılmak ve hakikat adına ortak bir ses üretmek.”
Yülek, konuşmasının sonunda sömürgecilik mağduru toplumları saygıyla andığını belirterek konferansın hazırlanmasında emeği geçen tertip heyetine, bilim kuruluna, katılımcılara ve öğrencilere teşekkür etti.
Küresel Ölçekte Sömürgecilik Tartışıldı
Konferansın ilk panelinde Filistin, Doğu Türkistan, Batı Trakya, Sudan, Bosna ve Çerkes halkı bağlamında sömürge suçlarının kalıcı etkileri değerlendirildi. İnsan hakları ihlalleri, asimilasyon politikaları, kültürel tahribat ve tarihsel adalet talepleri farklı boyutlarıyla ele alındı.
Panelde ayrıca Afrika bağlamında dil ve iktidar ilişkileri üzerinden sömürgeciliğin kültürel boyutları tartışıldı.
“Filmlerde Sömürgecilik” başlıklı davetli konuşmada ise sinemanın ideolojik araç olarak kullanımı ve kültürel anlatıların sömürgeci perspektifleri yeniden üretmedeki rolü değerlendirildi.
İkinci panelde ise klasik sömürgecilikten günümüz küresel güç yapılarına uzanan dönüşüm Somali, Endonezya, Afganistan, Myanmar ve Lübnan örnekleri üzerinden analiz edildi. Neo-sömürgecilik, yapısal eşitsizlikler, dış müdahaleler ve uluslararası hukuk sisteminin yetersizlikleri öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.
Konferans Sonuç Bildirgesinde Güçlü Vurgular
Konferans sonunda paylaşılan değerlendirmelerde şu temel tespitler öne çıktı:
- Sömürgecilik biçim değiştirerek günümüzde de devam etmektedir.
- Tarihsel adalet ve yüzleşme mekanizmaları küresel düzeyde güçlendirilmelidir.
- Kültürel ve kimliksel tahribat, sömürgeciliğin en derin etkilerinden biridir.
- Uluslararası hukuk sömürge suçları karşısında daha etkin hale getirilmelidir.
- Akademik platformlar küresel farkındalık ve alternatif düşünce üretimi açısından hayati önemdedir.
Konferansın 2. gününde Akademik bildiriler sunulacak. Katılımcılar; uluslararası iş birliklerinin artırılması, eğitim programlarında sömürgecilik çalışmalarına daha fazla yer verilmesi, kültürel mirasın korunması ve insan hakları mekanizmalarının güçlendirilmesi yönünde ortak çağrıda bulundu.
Akademiden Adalet Arayışına Katkı
Uluslararası Sömürge Suçları Konferansı, yalnızca tarihsel olayları tartışan bir akademik toplantı olmanın ötesinde; adalet, hak ve insan onuru temelinde küresel vicdana seslenen önemli bir platform olarak öne çıktı.
OSTİM Teknik Üniversitesi, bu konferansla bilimsel üretimi toplumsal sorumlulukla buluşturan üniversite vizyonunu bir kez daha ortaya koyarken, daha adil bir dünya arayışına katkı sunmayı hedefliyor.
Uluslararası Sömürge Suçları Konferansı, sömürgeciliğin yalnızca geçmişe ait değil, bugünü anlamak ve geleceği inşa etmek açısından da tartışılması gereken temel bir mesele olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Panel I: Sömürge Suçları ve Kalıcı Sonuçları
- Sami A. Al-Arian, Filistin’de yaşananların yalnızca bir işgal değil, sömürgeci şiddetin günümüzdeki en çarpıcı tezahürlerinden biri olduğunu vurguladı. Avrupa’nın Yahudilerden kurtulmak ve Doğu Sorununu çözmek için Siyonizmi ortaya çıkardığını, Siyonizmin başlangıçta Müslüman coğrafyadan bir ilgi uyandırmadığını ifade etti.
- Erkin Emet, Doğu Türkistan’daki sistematik baskı ve kültürel asimilasyon politikalarını uluslararası hukuk bağlamında bir insanlık meselesi olarak değerlendirdi.
- Pervin Hayrullah, Batı Trakya’da eğitim üzerinden yürütülen asimilasyon süreçlerinin kimlik mücadelesinin merkezinde yer aldığını ifade etti.
- Sıddık Hasan Turabi, Sudan örneği üzerinden sömürgeciliğin yalnızca geçmişte kalmadığını, toplumsal bölünmeler ve krizler üzerinden etkilerini sürdürdüğünü ortaya koydu.
- Mustafa Dedoviç, Batı Bosna’daki siyasal kırılmaların sömürge sonrası güç mimarisinin kalıcı izlerini taşıdığına dikkat çekti.
- Selçuk Ulutaş, Çerkes soykırımının yalnızca tarihsel bir travma değil, bugün de adalet arayışı süren bir insanlık meselesi olduğunu vurguladı.
- Anne Marie Kagwesage, sömürgeciliğin yalnızca toprakları değil, dil ve düşünce sistemlerini de şekillendiren bir iktidar düzeni kurduğunu ifade etti.
Davetli Konuşmacı I
- Özgür Adadağ, sinemanın kimi zaman sömürgeciliği meşrulaştıran, kimi zaman ise onun görünmeyen yüzünü açığa çıkaran güçlü bir ideolojik araç olduğunu dile getirdi.
Panel II: Klasik Sömürgecilikten Günümüz Küresel Güç Yapılarına
- Mohamud Mohamed Hassan, Somali örneği üzerinden sömürge mirasının kurumsal zafiyetler ve kaynak sömürüsüyle günümüzde de etkisini sürdürdüğünü belirtti.
- Nanda Avalist, Endonezya’nın bağımsızlık mücadelesini sömürge düzenine karşı küresel direnişin önemli örneklerinden biri olarak değerlendirdi.
- Sayed Yaqoob Emad, Afganistan’da dış müdahalelerin toplumsal kırılmaları derinleştirerek sömürgecilik sonrası düzeni şekillendirdiğini ifade etti.
- Mohammed Abdullah Jainul, Rohingya krizinin yalnızca insani değil, sömürge mirasıyla beslenen yapısal bir adaletsizlik olduğunu vurguladı.
- Nalan Yazgan, Lübnan’daki kırılgan siyasal yapının sömürge döneminden bugüne taşınan mirasla okunması gerektiğini belirtti.
Davetli Konuşma II
- Ahmet Recai Tekin, uluslararası hukuk düzeninin çoğu zaman evrensel adalet yerine küresel güç dengeleri doğrultusunda işlediğini ifade etti.








